15/12/2009 · Kategori: yemek


Malzemeler : 
•5 su b. un
•yarım paket yaşmaya
•1 su b. süt
•1 çay b. sıvıyağ
•2 yumurta
•1 tatlı k. tuz
•alabildiği kadar su
     Sürmek  için:
•sıvıyağ
    
İç harcı için:
•300 gr. kıyma
•4 soğan
•maydanoz
•tuz
•karabiber
•sıvıyağ
   
Hazırlanışı :  
İç harcı için 4 adet soğanı yemeklik kesin.1 tutam maydanozu ince olarak kesin.Tavaya sıvıyağı alın.Soğanları kavurun.Soğanlar kavrulduktan sonra kıymyı ilave edin ve kavurmaya devam edin.Üzerine tuz,karabiber ilave edin.İç harca en son ince kesilmiş olan maydanozu ilave edin ve karıştırıp soğutun.Karıştırm kabına 5 su bardağı unu alın.Unun üzerine 1 tatlı kaşığı tuz serpin.Unun ortasına havuz açın ve yarım paket yaşmayayı ilave edin.Mayanın üzerine 1 su bardağı süt,1 çay bardağı sıvıyağ,1 bütün yumurta,diğer yumurtanın sadece akını ilave edin.Üzerine ılık su ilave edin ve mayayı sıvılarla beraber karıştırın.

Daha sonra unu da karıştırarak hamuru yoğurun.Hamuru merdane ile açın.Üzerine sıvıyağ sürün.Hamurun üzerine kıymalı iç harçtan ilave edin ve yayın.Daha sonra hamurun bir ucundan başlayıp sarın ve kesin.Daha sonra tekrar rulo yapın ve sarın ve kesin.Hamur bitene kadar tekrarlayın.Daha sonra hamurları 4 parmak genişliğinde kesin.Fırın tepsisine dizin.Üzerine yumurta sarsını sürün.Önceden ısıtılmış olan 180 derecelik fırında pişirin.
 

15/12/2009 ·

Malzemeler : 

•500  gr.kuzu eti
•1 kase soğan
•4 diş sarımsak
•2 biber
•1 çorba k.domates salçası
•2 defne yaprağı
•1 çay b.domates sosu
•tane karabiber
•sıvıyağ
•su
•tuz

Hazırlanışı :

Tencereye sıvıyağı alarak kuzu etini soteleyin. Etler sulanıp suyunu çekmeye başlayınca üzerine salça, sarımsak, tane karabiber, defne yaprağı, iri doğranmış soğan ve domates sosunu ekleyerek bir süre daha kavurun. Ardından suyunu verin ve kapağı kapalı pişmeye bırakın.

 

Oktay Usta


 

27/5/2009 · Kategori: Evlilik nedir_

Evinizde bir sorun yaşadığınızda konunun çözümlenme aşamasında bir adım geride mi durmayı tercih ediyorsunuz? Her tartışmanızda barışacak kişinin eşiniz olmasını mı bekliyorsunuz? Şayet bu soruya evet diyenlerdenseniz mutluluğu tam anlamıyla elde etmek için fazlaca vakit kaybetme ihtimalinizin yüksek olduğunu söyleyebilirim. Bazı bireyler birtakım kompleksler yaşarlar. Bunun daha ziyade bayanlarda göründüğünü söyleyebilirim. Bazı hanımlar “ilk adım her zaman erkekten gelmeli” felsefesini benimserler. Hangi konularda ilk adımı erkeklerden beklerler? Aslında her konuda. Yani bir tartışma yaşandıysa tartışma neticesinde oluşan kırgınlığı gidermede, özel günleri hatırlama ve sürprizler yapmada, herhangi bir sorunun çözümlenmesinde vs.. eşlerinin aktif olmaları gerektiğine ve onların ilk adımı atmaları gerektiğine inanırlar. Bunu gurur meselesi yapanlar da vardır. Tabii bu kompleks sadece bayanlar için geçerli değildir, erkekler de aynı hatayı yapabilmektedirler. Hata diyorum, çünkü evlilik her iki bireyin de aktivitesini ve karşılıklı fedakarlıklarını gerektiren bir paylaşım dünyasıdır. Bu dünya içinde taraflardan biri geri adım atacak olursa denge bozulur. Sorunlar çıkar. Ayrıca zaman ilerler ve bir bakarsınız ki yıllar geçmiş. Ve siz hâlâ eşinizden bir şeyler bekliyorsunuz. Unutmayın, bu yaklaşım çoğu zaman sonuç vermez. Çünkü sizin ve eşinizin bakış açısı birbirinden farklı olabilir. Size göre sorun olan bir mevzu eşiniz için gayet normal bir mevzu ise o sizden gelip özür dilemeyecektir. Yani ortada bir sorun görüyorsa birey tabii ki sorunu çözümleme gayreti içinde olamaz. Bütün bu sebeplerden dolayı lütfen halledilmesi gereken konuyu fark eden hangi bireyse ilk adımı o atsın. Muhatabınızın en yakınınız olduğunu, yani eşiniz olduğunu unutmayın. Bu sebeple vakit kaybettikçe evliliğiniz deforme olur.

 

 

YASEMİN YALÇIN AKTOSUN

Ailem Dergisi




Sayı:94

27/5/2009 · Kategori: Evlilik nedir_

G.E. Ben 36 yaşında, 5 çocuk annesiyim. Eşimin beni başka kadınlarla aldattığını düşünüyorum. Ben içine kapanık bir insanım. Bazı duygularımı dışarıya vuramıyorum. Eşim bu konuda beni suçluyor. Ona karşı güvenim tamamen sarsıldı. Büyük kızım da bu olanları biliyor, duymuş ve şu anda babasından nefret ediyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ne yapsam unutamıyorum. Ve hâlâ gelip bana hata yaptığını anlatmıyor. Bir tarafta çocuklarım var onları düşünüyorum. Bir psikoloğa gitmeme eşim izin vermiyor. Ben bu işin içinden çıkamıyorum. Ben beyimin istediği gibi olamıyorum. Bana, ona vakit ayıramadığımı söylüyor; ama yükümün ağır olduğunu bilmiyor. Bu stres beni çok yıpratıyor. Lütfen bana yardım edin. Sevgilerimle...

Merhabalar, Eşinizle detaylı ve olması gerektiği bir biçimde konuşamadığınızı düşünüyorum. Şöyle ki; eşinizin size hatasını aktarmadığını veya eşinizin sizin içinde bulunduğunuz durumu anlamadığını belirtmişsiniz. Öncelikle eşinizin bu davranışı, bir bayan için belki kabul edilebilir bir davranış değildir ve bireyi çok yıpratır. Ancak e-mailinizden anladığım kadarı ile siz ve eşiniz aslında birbirinizi seviyorsunuz ve ayrılmak istemiyorsunuz. Aslında böyle olması, bu sıkıntının giderilmesine katkı sağlayacaktır. Bu sebeple “yıprandım” deyip bir kenara çekilmek yerine eşinizin yaptığı hatanın gerekçelerini irdelemeli, var olan sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmalısınız. Öncelikle eşinizin size gelip bir şeyler anlatmasını beklemeyin ve siz olanlar hakkındaki duygu ve düşüncelerinizden eşinizi haberdar edin. Ve eşinizin yaptığı davranış sizi ne kadar üzmüş bile olsa konuşmanızın amaca ulaşabilmesi için duygularınıza hakim olun ve suçlama cümleleri kullanmayın. Güçlü olun ve sorunun çözümüne odaklanıp birlikte neler yapabileceğinize karar vermeye çalışın. 5 çocuğunuz olduğu için ev içinde eminim ki ciddi anlamda yoğunsunuzdur. Ancak ‘annelik’ rolünüzden kaynaklanan bu yoğunluk ‘eş olma’ rolünü engellememelidir. Eşinizin sizden beklentilerini etraflıca düşünmeli ve bu beklentileri gerçekleştirmek için gerekirse eşinizden yardım istemelisiniz. Yani “yüküm ağır”, “ben buyum” demek yerine çözüme odaklanmalı ve elinizden geleni yapmalısınız. Tabii bütün bunlar için duyguların esiri olmadan ve suçlama yapmadan eşinizle konuşmanız gerekir. Ayrıca büyük kızınızla konuşmanızı ve bu sorunlardan uzak kalmasını sağlamanızı tavsiye ederim. Çünkü bu süreç hem kızınızın ruhsal yapısını hem de sizin bakış açınızı etkiler.

 

YASEMİN YALÇIN AKTOSUN

Ailem Dergisi




Sayı:93

27/5/2009 · Kategori: Evlilik nedir_

Eşiniz ile istişare yapar mısınız? Yoksa “ben en doğru kararı kendim verebilirim” veya “o ne anlar” gibi birtakım hatalı düşünceler içinde olan insanlardan mısınız? Bu mesele hem kadın hem de erkek için geçerlidir. Çiftler hemen her meseleyi birbirlerine danışabilmelidir. Özellikle de ev, çocuk, evlilik ve aile kaynaklı meselelerde danışma bir tercih değil bir zorunluluktur. Çünkü bu meseleler çiftlerin doğrudan ortak paydalarını oluşturur ve bu meselelerde ne derece kuvvetli bağ oluşturulabilinirse evlilik süreci o denli sağlam olur. Bu meselelerde ki bir kopukluk ise ortak paydaların zayıflaması ve dolayısıyla da evliliğin zayıflaması anlamına gelir. Bu denli önemli bir mevzunun kulak ardı edilmemesi gerekir. Çiftlerin birbirlerine danışmaları neticesinde hem danıştıkları konu ile ilgili daha isabetli karar alabilmeleri, hem evliliklerinin daha pozitif ilerlemesi ve hem de evlilik içi paylaşımlarını biraz daha artırmaları mümkündür. Eşinize danışıyor olmanız aynı zamanda ona ve fikirlerine değer veriyor olduğunuzun bir göstergesidir. Kendisine değer verildiğini hisseden taraf ise eşine daha sıkı bağlanacaktır. Hangi meseleler danışılmalı? Aslında hemen her mesele istişareye tabi tutulabilir. Yani burada “bu mesele küçük, danışmaya değmez”, “ona danışmama gerek yok” gibi yaklaşımlar sergilenmemelidir. Öyle ki; ertesi gün işte takacağınız kravattan arkadaşınıza alacağınız hediyeye kadar, içinde bulunduğunuz depresyon halinden misafirlere ne ikram edeceğinize kadar, her meseleyi eşinize danışabilmelisiniz. Hele bir de konu ev, çocuk, evlilik ve aile meseleleri ise tek başına kesinlikle karar verilmemelidir. Eve bir şeyler alınacaksa birlikte alışverişe çıkılmalı, çocuğun gideceği okula birlikte karar verilmelidir. İstişare yapıyor olmak evlilik bağlarını kuvvetlendirir ve bu, evliliğin sağlıklı seyri için gereklidir.

 

YASEMİN YALÇIN AKTOSUN

Ailem Dergisi




Sayı:93

« Önceki ::